Please reload

Son Yazılar

"The Dating Game" Amerikada İlişkiler 101

24.1.2019

Evet arkadaşlar, 11 ayın sultanı 14 Şubat'ın gelip çatmasıyla, vitrinlerdeki kırmızı süslemelerin, mağazalardaki kalp şekilli balonların ve yılbaşı kartlarının yerini alan aşk dolu kartpostalların tadını yine sevgililer çıkardı. Ben ise, Amerika'da geçirmekte olduğum ikinci Sevgililer Günü'nde, buraya geldiğimden beri duyduğum her türlü tuhaf "dating" hikayesini hatırlama fırsatı buldum. Öncelikle şunu söylemeliyim ki, Amerika'daki "dating" kültürü ile bizim Türkiye'deki "ilişki" anlayışının yakından uzaktan ilgisi yok. Türkiye'de biriyle tanışır, bir süre konuşur, kendinizin ve karşınızdakinin SWOT analizinizi yaparak en iyi yönlerinizle tanıyıp birkaç hafta içerisinde kendinizi ilişkide bulursunuz. İlişki başlar, 7/24 mesajlaşılır, ufak tefek nazlar yapılır, hafta sonu ayrı plan yapmak diye bir şey söz konusu değildir, aynı spor salonuna kaydolunur, evden plastik kap içerisinde kek ile çıkılıp sevdiceğe jestler yapılır, mangallara gidilir, "monopoly"lerde kapışılır, eğer hala iki taraftan birine bıkkınlık gelmediyse de evlenilir. Gelgelelim, Amerika'da durum çok daha farklı. Öncelikle, Amerika'da biriyle "date" ediyorsanız, aynı anda birkaç farklı kişiyle "date" etmeniz son derece normal karşılanıyor. Yani, iki taraf da, bir tek kendisiyle görüşmenizi beklemiyor. Hatta, başka kimlerle görüştüklerini son derece açık bir politika ile paylaşıyorlar. "Date"ler arasında, sürekli konuşup mesajlaşmak diye bir şey yok. Günde bir kere haberleşirseniz, çok muhabbetli sayılıyorsunuz. İki tarafın da kendi öncelikleri var ve bunlardan taviz vermiyorlar. Yaklaşık 6 ay kadar "date" eden çiftler, (ki bu aşağı yukarı 9-10 date'e tekabül ediyor) "exclusive" olup olmayacaklarını tartışıp, ilişkiye başlayıp başlamayacaklarının kararını veriyorlar. Bu noktadan sonra, "girlfriend-boyfriend" olunuyor ve başkalarıyla görüşülmesi hoş karşılanmıyor. Hal böyle olunca, insanlar ilişkiye başlayana kadar, birçok farklı insanla tanışıp, görüşüyor. Bu görüşmeler esnasında da, birçok tuhaflık yaşanıyor. İşte Amerika'ya geldiğimden beri duyduğum en tuhaf 5 "dating" deneyimi...

 

 

1) "The Stalker"

Amerikalı bir arkadaşım, bir süre önce çalıştığı yerde, tanıdığım hiçbir kızın reddedemeyeceği kadar yakışıklı, iyi eğitimli ve karizmatik bir adamla tanışmıştı. Adam, 33 yaşındaydı, Chicago doğumlu ve kızın anlattıklarından anladığımız kadarıyla Amerika'nın son derece iyi ailelerinden birinin oğluydu. İkili, bir süre konuştuktan sonra, akşam yemeğinde buluşmayı kararlaştırdı. İlk date, inanılmaz geçmişti. Adam kıza sorular sormuş ve bunu adamın kendisini daha yakından tanımak istemesine yoran kız kişisi, açıklıkla tüm sorulara cevap vermişti. Birkaç gün sonra, ikinci "date"lerine çıkmışlardı. Kız, amcası ile ilgili bir şey anlatırken, adamın sorusu kızın buz kesmesine sebep olmuştu. "Jon or Todd?" Bu sorudan, adamın, kızın tüm aile fertlerini sosyal medyada yakınen takip ettiği ve her türlü detaya hakim olduğu ortaya çıkmıştı. Bu ilgi önce kızın hoşuna gitmişti, fakat bir sonraki "date"te adam kızın o hafta Çarşamba günü neden ofise gitmediğini sorunca, kız nazikçe masadan kalkmış ve bir daha görüşmemişlerdi. 

 

 

2) "Bence Anlaşabiliriz" 

Bir diğer kız arkadaşım, Amerika'nın meşhur sevgili platformu Bumble'da bir çocukla tanışmıştı. Çok kısa süre içerisinde çok iyi anlaştıklarına karar vererek bir ilk buluşma ayarlamışlardı. Büyük gün geldiğinde, herşey çok keyifliydi. Birlikte saatler geçirmişlerdi. Hatta, kızın "date" sonrası günün kritiğini yaparkenki sesini ve heyecanını hala hatırlarım. Aradan haftalar geçmiş, her biri bir öncekinden daha keyifli birçok "date"e çıkmışlardı. Kız, çoktan gelecek hayalleri kurmaya başlamıştı. Gelgelelim, kızın kafasına takılan tek bir soru vardı, çocuk hiçbir şekilde kızla baş başa kalmak istemiyordu. Bir gün, kız konuyu çocuğa açmaya çalışırken, konuyu çocuk açtı, "X, herşey çok güzel gidiyor ve seninle çok keyif alıyorum. Fakat bütün bu "dating"in benim açımdan amacı, Katolik olan annemin gay olduğumu anlamaması. Benim için annemle tanışır mısın?" Arkadaşımın yaşadığı şoku anlatmama gerek yok diye düşünüyorum. 

 

 

3) "Geri Ödeyeceğim!"

Yine Türk bir arkadaşım, gösterişli bir villada düzenlenen bir partide, "gözde" bekar olarak nitelendirebileceğimiz bir beyle tanışmıştı. Çocuk, 28 yaşında, güzel giyimli, bakımlı ve oldukça hoşsohbet bir çocuktu. Gece boyunca sohbet eden ikili, ayrılırken telefon numaralarını değişmiş ve hemen sonraki güne program yapmışlardı. Çocuk, çok şık bir restorana rezervasyon yapmış, kızı evinden almayı teklif etmiş ve arabaya binerken kapısını açarak her türlü centilmenliği sergilemişti. Sohbet de gayet keyifliydi. Yemeğin sonunda, hesap geldiğinde, çocuk, cüzdanını evde unuttuğunu fark ederek paniklemişti. Kız, çocuğu sakinleştirerek sorun olmadığını söylemiş, ve hesabı düşünmeden kendisi ödemişti. Sonraki günlerde yine sürekli mesajlaşan ve haberleşen ikili, birkaç gün sonrası için tekrar plan yapmışlardı. Kız, buluşmaya hazırlanırken, gelen telefonla irkilmişti. Arayan çocuktu. Arabası çekilmiş, üstünde nakit olmadığından arabayı teslim alamıyordu. Kız, koştur koştur çocuğun yanına gitmişti. Ödemeyi yapıp arabayı almışlardı. Sonraki hafta sonu, çocuk kayağa gitmişti. Tatil boyunca haberleşmeye devam etmişlerdi. Kız, gözü hiçbir şey görmeyecek kadar çok hoşlanıyordu. Çocuk, dönmesine 2 gün kala, kıza telaşla telefon ederek, cüzdanının çalındığını, bazı sebepler sıralayarak acil olarak 1000 dolara ihtiyacı olduğunu söylemişti. Döner dönmez ödeyecek, kızın bu iyiliğini de hayatının sonuna dek unutmayacaktı. Kız, içi içini yese de, parayı göndermişti. Ve bum. Çocuktan bir daha haber alınamadı. 

 

4) "Ödünç"

Fransız bir erkek arkadaşım, tamamen tesadüfi bir şekilde, veterinerde bir kız ile tanışmıştı. İkili, köpekleri sayesinde muhabbeti hızla kurmuş, güzel bir elektrik yakalamışlardı. Görüşme kararı almışlardı. Birkaç gün sonra, köpeklerini evde bırakarak, sinema planı yapmışlardı. Filme girmeden önce, kız, Amerika'nın ünlü süpermarketlerinden olan CVS'e girmek istemişti. Kızın isteği üzerine, markete giren ikili, reyonlar arasında dolanmaya başlamışlardı. Ki, herşey o anda olmuştu. Kız, abur cubur reyonunda gözüne kestirdiği atıştırmalık kutularını, etrafa hızlı bir bakış atarak çantasına sıkıştırıyor, "sinemada aç kalmayalım" tarzı espriler yapıyordu. Çocuk kızı engellemeye çalıştığında, kız işi şakaya vuruyor, reyonlar arasında koşuşturmaya devam ediyordu. Sonunda tartışıp süpermarketten çıkmışlardı. Uzun süren sessizliğin ardından, çocuk gönülsüzce filme girmişti. Yerlerine yerleştikten sonra, asıl olay patlamıştı. Kız, koltuğa yayılmış, kendisinden önce koltukta oturan kişinin bıraktığı kolayı içiyordu. 

 

 

5) "Bu Da Bizim Hanım" 

Yine çok sevdiğim bir kız arkadaşım, az tanıdığı bir arkadaşı aracılığı ile, bir adamla tanışmıştı. Adam, Kaliforniya doğumlu, tam anlamıyla Amerikan Rüyasını yaşayan, hoş biriydi. Cömert ve bilgili halleriyle, çok kısa sürede arkadaşımın kalbini fethetmişti. İkili, görüşmeye başlamışlardı. Tek sorun, adamın ara ara ortadan kaybolması ve mesajlara saatlerce dönmemesiydi. Fakat arkadaşımın söylediği kadarıyla, her seferinde de, türlü şirinliklerle kendini affettiriyordu. Üçüncü buluşmaları, sonuncusuydu. İkili, keyifle yemeklerini yerken, içeriye bir kadın girmişti. Adamın, kadına el sallamasıyla, kadın onlara doğru yürüyüp masaya yerleşmişti. Adam, pişkin bir şekilde kadını tanıtmıştı, "Bu da benim eşim". Neye uğradığını şaşıran arkadaşım, sinirden titreyerek adamdan durumu açıklamasını istediğinde ise, adamın cevabı çok netti "İlişkimize renk gelsin istiyoruz." 

 

Diyeceğim o ki, Amerika çok kalabalık bir yer ve her türlü insan var. Gün geçmiyor ki yeni bir tuhaflıkla karşılaşmayasınız. Her ne kadar dışarıdan koltuk altlarına sıkıştırdıkları sörf tahtaları ile çok dertsiz tasasız dursalar da, Amerika'da "normal" olarak nitelendirebileceğimiz insanlara denk gelmek gerçekten şans işi. Bu sevgililer günü'nde bekarsanız da değilseniz de üzülmeyin. En azından, aynı kültürden geldiğiniz, aynı dili konuştuğunuz insanlarla çevrilisiniz. Amerika'dan bildiriyorum, Türk erkeklerini sarıp sarmalayınız. 

 

 

 

 

 

 

Please reload