Please reload

Son Yazılar

Dakik İnsanların Şehri: Lüksemburg

14.12.2017

Lüksemburg’u görmediyseniz, çok şey kaçırıyorsunuz diyemeyeceğim. Çünkü Avrupa kültürüne az çok hakimseniz, Lüksemburg’u gezmişsiniz demektir. Geniş cadde ve kaldırımları, yüksek binaları ve parkları ile Lüksemburg, bir Londra veya Paris’ten çok da farklı değil. Öte yandan, insanlar ve şehir bir hayli zengin. Binalardaki işlemeler ve caddelerin temizliği ister istemez göze çarpıyor. Şehir genel olarak boş. Trafik ise yok denecek kadar az. Yürüyerek şehrin tamamına yakınını gezebilirsiniz. Olur da yolunuz düşerse veya iş/okul için gittiğinizde gezmeye vaktiniz olursa, bu küçük şehirde görmek isteyebileceğiniz birkaç yer var. Ben, Lüksemburg'a Fransa'dan araba ile günübirlik gezmek amacı ile gitmiştim. Burada geçirdiğim birkaç saatin, şehrin tamamını görmek için fazlasıyla yeterli olduğunu söyleyebilirim. 

 

 

Adolphe Köprüsü Bu köprü, tren garı ile şehir merkezini birleştirmek amacı ile yapılmış. Köprünün üzerinde araçların yanı sıra, yayalar için de yaya yolu bulunuyor. Hem kendisini, hem de üzerinden Lüksemburg silüetini izlemek çok keyifli. 

 

Bock Tahkimatı Önemi, içinde barındırdığı yüzlerce yeraltı kanalı ve tünelinden geliyor. Kont Siegfried, zamanında burası şehrin en yüksek noktası olduğundan, güvenlik amacı ile kalesini buraya yaptırıyor ve Lüksemburg şehri inşa edilmeye başlanıyor. Tüneller ise, şehir İspanyol egemenliğinde iken kazılıyor. 

 

1/2

 Petrus Vadisi Burası, adeta bir terkedilmiş kasaba. Sokaklarda neredeyse kimseye rastlamıyorsunuz. Yine de, arnavut kaldırımlı dar sokakların her iki yanında küçük evler var. Ara sıra, güzel küçük kafelere de rastlıyorsunuz. Bu kafelere girip de, birkaç kişiye denk gelince şehirde hala canlılık belirtileri olduğunu görüyor, derin bir oh çekip terk edilmediğinizi anlıyorsunuz.

 

 

Notre Dame Katedrali Burada oldukça güzel ayinler oluyormuş. Biz gittiğimizde hafta içiydi, dolayısıyla denk gelemedik. Fakat yine de, dekorasyonu itibariyle dinlendirici ve ışığın geliş şekli itibariyle güzel fotoğraflar yakalayabileceğiniz bir kilise. 

 

 

Büyük Dük Sarayı Kraliyet ailesinin özel davetler verdiği ve yaşadığı saray. Birkaç kez renovasyondan geçirilip, günümüzdeki görünümüne kavuşmuş. Bir zamanlar Belediye Binası olarak da kullanılan yapıyı, senenin belirli zamanları bir rehber eşliğinde gezebiliyorsunuz. 

 

 

National Museum of Art and History Çoğunlukla pop art tadında sanat eserlerinin sergilendiği bir müze. Tarihiden ziyade sanatsal. Ama şenlikli ve içeride güzel vakit geçirebileceğiniz, ruhu olan cıvıl cıvıl bir müze.

 

Lüksemburg yarım günde rahatlıkla gezilebilecek bir yer. Bir haritaya ihtiyacınız olmaksızın gönül rahatlığıyla kaybolun. Nasıl olsa hep aynı yere çıkıyorsunuz:)

 

 

 

Please reload