Please reload

Son Yazılar

Vegas'ta Olan Vegas'ta Kalır!

29.11.2018

 

Kaç defa gitmiş olursam olayım, "Hadi kalk, gidelim" dense hiç düşünmeden bavul hazırlamaya başlayacağım tek şehir Las Vegas'tır sanırım. İnsanları, enerjisi, lüks yaşantısı ve eğlenceli gece hayatı ile, Vegas, ben ve benim gibi tatilini hareketli geçirmeyi sevenler için adeta bir ütopya.  Şehir, günün 24 saati canlı olsa da, asıl eğlence hava kararıp da şehir rengarenk ışıklara bürününce, şık giyimli turistler oradan oraya koşuşturmaya başlayınca ve önünden geçtiğiniz her mekandan jackpot sesleri yükselince başlıyor. Siz de, hiç farketmeden bu hengameye kapılmış, anlamasanız dahi bir rulet masasının başında tezahürat yaparak saatler geçirmiş halde buluyorsunuz kendinizi. 

 

Vegas'ta, vaktinizin çoğu buradaki otelleri keşfetmekle geçiyor. Zira, Strip adı verilen ana cadde üzerine yan yana konumlanmış oteller, yalnızca misafirleri ağırlamakla kalmayıp, her türlü kumarhane, klüp, restoran ve mağazaya da ev sahipliği yapıyor. Burayı, en farklı kılan özelliği ise, bir otelden ötekine, koridorlar ile geçebiliyor olmanız. Dolayısıyla, mesafe mevhumunu kaybedip, saatlerce sıkılmadan yürüyor, rastgele kumar masalarında şansınızı deniyor, her otelde farklı enstantanelere şahitlik ediyorsunuz.

 

Vegas'ın gece klüpleri, başlı başına ayrı bir yazı gerektirdiğinden, onu ayrıca anlatacağım. Fakat, eğer Vegas'taysanız, görmeden dönmemeniz ve kumardan anlamasanız dahi bir kereliğine şansınızı denemeniz gereken başlıca kumarhaneler şöyle;

 

 

Bellagio

Vegas'ın en eski otellerinden olan Bellagio'nun hem odaları hem de kumarhanesi çok şık. Günün 24 saati büyük bir kalabalık, otelin içinde bulunan restoranlar, klüpler, mağazalar ve masalarda vakit geçiriyor. Burada ayrıca, farklı sezonlarda, çeşitli sanat eserleri sergileniyor. Ben en son gittiğimde, Çin Yılbaşı'nı kutlamak adına, komple    çiçekten oluşan devasa ebatlarda Çinli insan figürleri, ejderhalar ve süslemeler yapılmıştı. Süslemelerin fotoğrafını da en çok, yine Çinliler çekiyordu. 

 

 

The Venetian 

Burası, görmeden dönmemeniz gereken bir diğer yer. İçinde kocaman bir alışveriş merkezi bulunan The Venetian'ın en büyük özelliği, tavanının son derece gerçekçi bir biçimde gökyüzü şeklinde boyanmış olması. Öyle ki, bu gökyüzü gerçekten günün saatine bağlı olarak aydınlanıp kararıyor ve açık havada alışveriş yapıyormuşsunuz hissi uyandırıyor. Venetian'ın bir diğer karakteristiği ise, içinde gondol ile gezinti yapabilmeniz. Bir kat boyunca, inşa edilmiş olan suni kanallarda gondol ile gidemeyeceğiniz yer yok. Nitekim, burası, adını da bu özelliğinden alıyor. 

 

 

Wynn

Wynn, Vegas'ın nispeten yeni otellerinden bir tanesi. Yine çok şık, çok modern bir otel. Havuz alanı ve içinde bulunan gece klübü, fazlasıyla güzel tasarlanmış. Bana kalırsa Wynn'in tek düşündüren yanı, Strip üzerinde bulunmasına rağmen, caddenin en başında yer alması ve orta nokta Bellagio'yu merkez aldığınızda, uzakta kalması. Yürüyerek gitmek mümkün fakat yaklaşık 40 dakika alacaktır. 

 

 

The Cosmopolitan 

Mutlaka gidin, mutlaka! Burada, birbirinden şık restoranlar ve klüplerin yanı sıra bir o kadar renkli bir de casino bulunuyor. Mor taşlı avizelerin altında, masalardan yükselen kahkaha ve bağırış sesleri arasında, keyfli saatler geçireceğinize eminim. Üst katında bulunan Marquee Club ise, 24 saat parti yapabileceğiniz, çok lüks ve kaliteli bir mekan.  

 

 

Caesar's Palace  

The Hangover filmindeki maskot karakter Alan'ın içeriye girdiğinde "Sezar gerçekten burada yaşadı mı?" diye sorduğu otel casino burası. Las Vegas'ın en eski ve en büyük kumarhanelerinden bir tanesi. Öte yandan, içeride alışveriş yapabileceğiniz lüks butik ve mağazalar da var. 

 

Las Vegas, insanı herşeyiyle büyüleyen bir şehir. Ve kesin olan bir şey varsa, o da, Las Vegas'a tatil amacıyla gitseniz bile, dönüşte bir tatile ihtiyacınız olacağı! 

 

 

 

 

Please reload