Please reload

Son Yazılar

Dubai: Modern ile Geleneksel'in Kusursuz Çatışması

8.12.2017

Dubai, bir teklifte bulunsalar, hiç düşünmeden gidip yerleşmek isteyeceğim şehirlerden. Evet, Türkiye'ye kıyasla yerlilerine karşı çok daha muhafazakar yasalar direten bir ülke ve kadınlarının çoğu kapalı. Fakat, bir o kadar da farklı fikirlere saygı duyan insanlara ev sahipliği yapıyor. Bir alışveriş merkezine gittiğinizde, fistanları içinde gezen erkeklerin yanından mini etekli kadınların geçtiğini ve kimsenin kimseye rahatsız edici gözlerle bakmadığını gözlemliyorsunuz. Hatta erkeklerin hiçbir şekilde kadınlarla göz göze gelmemeye özen gösterdikleri bile söylenebilir. Ülke ve yaşantı oldukça zengin. Yerli erkekler, ultra lüks araçlara biniyor, son model cep telefonları kullanıyor ve pahalı aksesuarlar takıyor. Hanımlar ise, direseklerine kadar uzanan altın bilezikleri gururla taşıyor ve büyük markaların çantalarını kullanıyor. Arap erkekleri, Gallabiyye adı verilen yöresel, ayak bileğinde biten, beyaz ve pamuklu bir entari giyiyor. Bunun altına Sirval adı verilen beyaz, hafif bir pantolon uyduruyor, başlarına da Şimağ veya Ğitra adı verilen kumaş parçaları koyuyor. Bu baş örtülerinin üzerine koydukları İgal, yani siyah çember, onlar için çok önemli. Elbisenin sadeliğinin aksine, Şimağ, desenli olabilir. Beyaz renki Şimağ’ları, daha ziyade din adamları ve öğrencilerde görüyorsunuz. Havası hep sıcak. Kışın denize girilebilecek kadar sıcak olmuyor evet, ama kısa kollu t-shirtler ve ince bir hırka ile dört mevsim sokağa çıkabiliyorsunuz.

 

Dubai oldukça fazla yatırım alan ve bir sene içinde bile inanılmaz değişen bir şehir. Buraya yaptığım her 2 ziyarette, sanki başka Dubai'lerdeymişim hissiyatına kapıldım. Hatta açıkçası, ilk uçaktan inip kalacağım yere gidene kadarki sürede, Dubai'yi fazlasıyla yapaylaşmış buldum ve tatile bir hayli önyargılı başladım. Fakat ilk günümün akşamında, şehre aşık halde, uçağımı nasıl erteleyebileceğimin hesaplarını yapıyordum.

 

 

 

Dubai’ye 2. gidişimde, bir aile dostumuzun Dubai Yacht Marina’daki evinde kaldım. Soldaki resmi, balkonundan çektim. Ev, şehrin tam merkezinde konumlanmış, hayatımda gördüğüm belki de en güzel manzaraya sahip, mükemmel bir daireydi. Öyle ki, sadece balkonunda oturup marinayı ve gelen geçenleri seyretsem bile, hayatımın en dinlendirici tatillerinden biri olurdu. Fakat biz öyle yapmadık ve ilk günümün sabahında, marinaya bizzat gidip, oldukça keyifli bir kahvaltı yaptık. Kahvaltımızın ardından da, gün başladı.

 

 

Dubai Mall Burası, Dubai’deki en büyük alışveriş merkezi. Hiç durmadan bir ucundan bir ucuna yürümeniz 2 saatinizi alıyormuş. Tabii bu hesap belki de beni gezdiren aile dostumuzun, hanımların muhabbet ederken düşen temposunu hesaba katarak yaptığı bir çıkarım da olabilir. Çok büyük markalar da var yerel markalar da. Çeşit çeşit restoran ve kafe var. Bir tam gününüzü rahatça geçirebileceğiniz bir yer. En alt katında ise, köpekbalıkları eşliğinde dalış yapabileceğiniz kocaman bir akvaryum var. Tabii, sizi oraya yalnız başınıza bırakmıyorlar. Eğer Scuba Diving sertifikanız yok ise, kafeste veya profesyonel bir dalgıç eşliğinde dalıyorsunuz. Zaten, yalnız başınıza girmek isteyeceğinizi de zannetmiyorum. Mutlaka deneyin derim.

 

 

 

Emirates Mall Mutlaka görmeniz gereken bir diğer alışveriş merkezi. İçinde, küçük bir kayak pisti de var. Çölün ortasında kayak yapıyorsunuz. Emirates Mall da olukça büyük bir yer. Benim orada bulunduğum dönemde, Nutella’nızı kişiselleştirip üzerine istediğiniz ismi yazabileceğiniz bir stand kurulmuştu. Şu an hala var mıdır bilemiyorum ama dönem dönem bu tarz standların açıldığını duydum.

 

 

 

Burj Khalifa, internetten veya bilet gişesinden bilet alarak zirvesine çıkabileceğiniz ve şehri kuşbakışı gözlemleyebileceğiniz Dubai’nin ve dünyanın en yüksek gökdeleni. Hatta, Şah’ın skydiving delisi oğlu, ara sıra binayı halka kapatıp, binanın tepesinden atlıyormuş. Bu noktaya değinmişken söyleyeyim, Dubai’de skydiving yapmak oldukça popüler bir aktivite ve çok keyifli. Meraklıları, skydivedubai.ae adresinden rezervasyon yapabilir ve unutulmaz bir deneyim yaşayabilirler. Konumuza geri dönecek olursak, Burj Khalifa adını Halife Bin Zayid El Nahyan’dan almış. Yapımı, 4.1 milyar dolara malolmuş. Konut, işyeri ve otel olarak kullanılıyor. Armani’nin açtığı ilk otel de, Burj Khalifa bünyesinde yer alıyor. 148 metre ve 160 katlı. 2 farklı seviyede gözlem noktası bulunuyor. Mission Impossible, Lal Jose’un Diamond Necklace gibi filmlerin bazı sahneleri burada çekilmiş. Dışarıdan görünümü gerçekten çok gösterişli ve biraz da ürkütücü. Şimdi gelelim işin aslına; açıkçası ben Burj Khalifa'nın tepesine çıkmasaydım da çok bir şey kaybetmezdim diye düşünüyorum. Dubai çöl üzerine kurulu olduğundan sürekli olarak kumlu ve tozlu bir havası var. Dolayısıyla, neredeyse hiçbir şey göremiyorsunuz. Kartpostal alın daha iyi. Dolayısıyla, turlarını tamamlayıp akın akın aşağıya inen Asyalı güruhuna kanıp "vardır bunların bir bildikleri" diye yukarı çıktıysanız, geçmiş olsun, gitti 80 Euro. Hiçbir şey bildikleri yok. Üstüne üstlük, yukarıda geçireceğiniz 10 dakika için 1.5 saate yakın bir süre sırada beklemeniz gerekiyor. Dışarıdan bu kalabalık sırayı gören bir hayırsever de çıkıp demiyor ki "yukarıda bir cacık yok, etmeyin." Bak yine sinirlendim. Neyse... Bana sorarsanız, içeriden dışarıyı seyretmektense, o civarlarda bir kafeye oturup Burj Khalifa’yı seyretmek çok daha keyifli. Ve mantıklı. 

 

Burj Al Arab Düşündükçe burj Khalifa'yı yazarken yüklendiğim tüm negatif enerjisiyi üstümden atmamı sağlayan ve Dubai denince ilk akla gelen o yelken şeklindeki otel, burası. İçi çok şık dekore edilmiş ve bir duvarı komple akvaryum şeklinde. Oldukça şaşaalı bir yapı. Eğer içini görmek istiyorsanız, elinizi kolunuzu sallaya sallaya giremiyorsunuz maalesef. Oteli gezmek için 110 dolar ödemek zorundasınız. Eğer otelin lobisinde bir çay, kahve içmek isterseniz ise, bu tutardan muafsınız. Ama unutmayınız ki, biz uyanık, Arap'lar bizden uyanık... Dolayısıyla öyle çaydan bir yudum alıp "Haydi bana müsade" diyemiyorsunuz. Ne yapıp, ne edip, aynı hesaba denk getiriyorlar.  

 

 

 

Palmiye Adası Palmiye adası, birçok lüks otel ve konuta ev sahipliği yapan, yapımına 2001’de başlanıp oldukça sorunlu bir inşaat aşamasının ardından 2008’de oturuma açılan ada. Buraya arabasız gitmeniz zor olur, çünkü hayli büyük. Ayrıca Dubai’de gezmek isteyeceğiniz yerlerin tamamı birbirinden uzak. Dolayısıyla, altınızda bir araba olması çok önemli. Ada, 9 koldan oluşuyor ve yukarıdan bakıldığında Palmiye görünümü alıyor. Ada henüz yakın zamanda tamamlandığından, hala biraz boş. Çok büyük yatırımların yapıldığı bu adanın, kumlara gömülmeye başladığı söylentisi var, görmek isteyenlerin elini çabuk tutmasında fayda olabilir. 

 

 

Zabeel Saray Eğer yolunuz buraya düşerse, mutlaka bir mola verip Jumeirah Zabeel Saray’a uğrayın. Burası bir otel. Oldukça güzel bir bahçesi ve dekorasyonu var. Queen Elizabeth’in de aralarında bulunduğu birçok önemli kişi burada bulunmuş. Manzaraya karşı bir kahvesini için derim.

 

 

Atlantis Otel Akşam yemeğinden önce son durağımız Atlantis Hotel’di. Atlantis Hotel, kayıp şehir Atlantis’den esinlenerek yapılmış ve dekore edilmiş, çok gösterişli bir otel. İçinde kocaman akvaryumlar, çok eğlenceli bir aqua park ve oldukça şık dekore edilmiş bir lobisi var. Çok büyük bir yapı. İçi de dünyanın her bir tarafından burayı görmeye gelen turistler ve otel misafirleriyle dolup taşıyor. 

 

 Desert Safari

 

Turun bitiminde, sizi bir çöl panayırına götürüyorlar. Burada, yöresel yemekler yiyip, dans gösterileri izliyor, nargile içiyor ve desenli kınalar yaptırabiliyorsunuz. Malum çölde olduğunuzdan, hava aniden soğuyor. Dolayısıyla yanınıza kalın kazaklar almakta fayda var.

 

 

Souk Madinat Jumeirah Burası, kapalı çarşı görünümlü, içinde ufak tefek takıcılar ve butikler bulabileceğiniz yer. Benim gittiğim ülkeden evime kart atmak gibi bir huyum vardır. Burada, çok güzel bir kartpostalcı var. Oldukça değişik 3 boyutlu kartları var. İlgilenenlere duyurulur. Burada biraz gezindikten sonra, bölgenin yerel içkisi Tiki Puka Puka’larımızı içmek üzere hemen orada yer alan Trader’s Vic isimli restorana gittik. Trader’s Vic, oldukça hoş, yoldan geçen insanları ve keyifli bir yapay göl manzarasını zevkle izleyebileceğiniz şık bir restoran. Tiki Puka Puka ise, birkaç çeşit rom ile hazırlanan, hissettirmeden suratta saçma bir gülücük oluşturan içkilerden. İçki içerken alkol tadı almayı sevmiyorsanız, bu içki tam size göre.

 

 Dubai Mall Fışkiye Gösterisi

 

Eğer, akşam için yapacak bir şeyler arıyorsanız, kesinlikle Dubai'deki bir masaj salonuna gitmenizi öneririm. Biz, akşam yemeğimizi takiben, Jumeirah Road’da yer alan masaj salonu Ying Yang Massage Saloon’a gittik. Burada, 1 saat süren mükemmel masaj çeşitlerinden birini seçtik ve odalarımıza geçtik. Masajı, ufak tefek asyalı hanımlar yapıyor ve yorucu geçen bir günü sonlandırmanın en ideal yolu benim nazarımda. Masajdan sonra ise, Dubai’nin en canlı gece noktalarından biri olan Jumeirah Road’da vakit geçirmenizi öneririm. Jumeirah Road, özellikle geceleri, 100 metre ilerlemek için 1 saate yakın süre bekleyeceğiniz, çok yoğun trafiği olan, tabiri caizse piyasa caddesi. Burada özellikle genç Arap erkekleri ve kadınları, son model arabalarına binip, arabalarının camlarını açıyor ve yüksek sesli müzikler eşliğinde yoldan geçenlere gösteriş yapıyorlar. Ama bildiğiniz gösteriş; camdan Louis Vuitton torbası sallayan gördüm. Bu yönüyle, kendinizi bir anlığına Türkiye’ye dönmüş gibi hissediyorsunuz ve memleket hasretiniz giderilmiş oluyor.

 

Wild Wadi

 

İşte Dubai böyle. Hem insanları, hem de sakinliği itibariyle çok yaşanası. Dubai’de, çok hareketli geçirdiğiniz bir tatilden bile dinlenerek dönülebileceğini öğreniyorsunuz…

 

Şimdi gelelim yeme-içme'ye... Ne de olsa can boğazdan geçer değil mi? Dubai'nin en gözde lezzet duraklarını, diğer yazımda bulabilirsiniz! 

 

 

 

 

Please reload