Please reload

Son Yazılar

Cuzco ve Yerlileri

19.10.2017

 

 

 

17 saatlik dünyanın en yorucu uçuşunu takiben, başkent Lima'ya varıyorsunuz. Peru, okyanus şeridine kurulu devasa bir şehir ve bünyesinde akla hayale gelmeyecek kadar uç demografik, sosyal ve kültürel farklılıklar barındırıyor. Öyle ki, başkent Lima'da tamamiyle kozmopolit bir yaşantı, modern giyimli insanlar, iş çıkışı barlara gidip deşarj olan ve ünlü markalardan alışveriş yaparak saatlerini geçiren yerlilere rastlarken, Cuzco'da tamamen el emeği örülmüş yün kıyafetler, kalın başlıklar ve hayvancılık ile geçinen primitif bir topluluk ile karşılaşıyorsunuz. Böylesine uç yaşantıların, böylesine armoni içerisinde yaşantılarını sürdürebilmeleri ise, insanda hayret uyandırıyor... 

 

Biz, Lima'ya inişimizin hemen ardından, yerel bir havayolu aracılığıyla Allah'a emanet bir uçuşu takiben, Güney Amerika'nın arkeolojik başkenti Cuzco'ya vardık. Cuzco, deniz seviyesinden 3500 metre yüksekte bulunuyor. Dolayısıyla, sizi henüz varmadan, indiğinizde çok yavaş hareket etmeniz ve ağır ağır nefes almanız konusunda defalarca uyarıyorlar. "Aman, ne olacak" demeyin, zira, aceleci bir turdaşımız, tapınak ziyaretlerinden birinde fenalaştıktan sonra, uyarılara kulak asmamız gerektiğini gördük. Eğer yapınız çok ama çok acelesiyse, "yok ben illa koştururum" diyorsanız, size verdikleri, aynı zamanda Kokainin hammaddesi olan "Coca" yapraklarından çiğneyerek, metabolizmanızı dengeleyebiliyor, bayılma ihtimalinizi en aza indiriyorsunuz.

 

Cuzco'da, tarih kitaplarında ünlerini mütemadiyen duyduğumuz İnka'lardan kalan iki antik yapı, Ollantaytambo Kalesi ve Güneş Tapınağı var. İkisi de, tarihleri gereği oldukça etkileyici yapılar. Fakat, bana göre, Cusco'nun en etkileyici yanı tapınaklardan ziyade, günlük hayatlarını turistik nedenlerle değil, alışkanlıkları dolayısıyla yöresel kıyafetler ve lamalarıyla idame ettiren yerlileri. Dağlık alanlarda yaşamanın bir getirisi olarak, pespembe yanaklara sahip bu insanlar, oldukça primitif ve mutlu bir hayat sürüyorlar. Lamaları ise, dış giyimde tüylerinden faydalanmak için besliyorlar. Hiç ellenmemiş, dokusu hiç bozulmamış bir bölge. Buradaysanız, şehrin güzel merkez meydanı Plaza de Armas ve barok tarzında döşenmiş Cuzco Katedrali'ni de gezmeyi ihmal etmeyin. 

 
Machu Picchu

 

 

İşte burası, butonlarınızı yanınıza aldığınız için sizin kadar öngörülü olamayanlara o ezici bakışı atabileceğiniz nokta. Machu Picchu, Christof Kolomb'un dünyayı keşfe çıkmasıyla keşfedilip istilacılara açılmış. İstilacılar, Machu Picchu halkını türlü silah ve savaşlarla ortadan kaldırmış. Savaşta ölmeyenler ise, o dönem çok yaygın olan çiçek hastalığına kapılıp vefat etmiş. Bölgeye yerleşenler, buranın korunması amacıyla, bölgeye ulaşan bütün yolları ortadan kaldırıp, ulaşımı engellemişler. Dönemin kısıtlı imkanlarına rağmen, bu kadar engebeli bir araziye yerleşen Machu Picchuluların ise, bu bölgeyi aslen Güneş'in oğlu olduğuna inandıkları İmparatorlarını, güneşe daha da yaklaştırmak amacıyla burayı seçtikleri düşünülüyor.  

 

Machu Picchu, bir doğa harikası. 2007'de Dünyanın 7 Harikası Listesinde yerini alan yerleşke, antik bir İnka kasabası. Burada bulunan daracık, yüksek ve çoğu basamağı kırık merdivenleri tırmanıp, küçük evleri geziyorsunuz. Gelgelelim, yükseklik korkusu olanlar için oldukça zorlayıcı bir ziyaret olacaktır. Zira, tırmanacağınız bu dar merdivenlerin bir tarafı tamamen uçurum. Yani, sol tarafınıza bakıp da dengenizi bir saniyeliğine kaybetseniz, geçmiş olsun. İşin ilginci hiçbir önlem almamalarına rağmen, hiç Machu Picchu'da ölen de duymadık. Burada sağ salim turunuzu tamamlayıp, lamaların yanaklarından bir makas aldıktan sonra, çıkışta pasaportunuza Machu Picchu damgası basmanız için kurulan masalara uğrayabilirsiniz. Ben bu damgayı basarken, dünyanın en önemli işini başarmışım hissiyatına kapılmıştım. Hala ara ara, açar, bakar, hatırlarım. 

 

*Peru'daki diğer şehirlere dair seyahat notlarına göz atmak için, harita üzerinde ilgili şehrin üzerine tıklayabilirsiniz! 

 

 

 

 

 

 

Please reload